Bugün Kıbrıs
Avrupa Birliği’nde dijital mahremiyet tartışmalarına neden olan ve karşıtları tarafından “Chat Control” olarak adlandırılan geçici düzenleme, 3 Nisan 2028’e kadar yeniden yürürlüğe konuldu.
Düzenleme, teknoloji şirketlerinin çevrim içi çocuk cinsel istismarı materyallerini tespit etmek amacıyla bazı elektronik iletişimleri gönüllü biçimde taramasına yasal zemin sağlıyor.
Avrupa Parlamentosundaki oylamada düzenlemenin reddedilmesi için 720 üyeli parlamentoda en az 361 oy gerekiyordu. Konseyin tutumunun reddedilmesine 314 üye destek verdi ancak gerekli mutlak çoğunluğa ulaşılamadı.
KIBRISLI ÜYELER NASIL OY KULLANDI?
Cyprus Mail’in haberine göre, Kıbrıslı altı Avrupa Parlamentosu üyesi arasında düzenlemenin reddedilmesi yönünde oy kullanan tek isim, Doğrudan Demokrasi hareketinin lideri bağımsız AP üyesi Fidias Panayiotou oldu.
ELAM’dan Geadis Geadi ile DİSİ’den Michalis Hadjipantela, düzenlemenin devamına olanak sağlayan yönde oy kullandı.
DİSİ’den Loucas Fourlas, AKEL’den Giorgos Georgiou ve DİKO’dan Costas Mavrides ise çekimser kaldı ya da oylamaya katılmadı.
WHATSAPP VE SIGNAL GEÇİCİ DÜZENLEMENİN DIŞINDA
Kabul edilen değişiklikle uçtan uca şifrelenen iletişim hizmetleri geçici düzenlemenin kapsamı dışında bırakıldı. Böylece WhatsApp ve Signal gibi uçtan uca şifreleme kullanan servisler, 2028’e kadar geçerli olacak bu geçici sistemin dışında tutulacak.
Düzenlemenin; Gmail, Instagram Messenger ve benzeri şifrelenmemiş hizmetlerde çocuk istismarı materyallerinin tespiti amacıyla gönüllü taramaya izin verdiği belirtiliyor.
Ancak bu karar, AB kurumlarında müzakereleri devam eden ve platformlara bağlayıcı yükümlülükler getirmesi öngörülen kalıcı düzenlemeyi kapsamıyor.
MAHREMİYET–ÇOCUK GÜVENLİĞİ TARTIŞMASI
Düzenlemeyi destekleyenler, çocuk istismarı içeriklerinin tespit edilmesi ve kaldırılması için teknoloji şirketlerinin gerekli araçlara sahip olması gerektiğini savunuyor.
Dijital hak savunucuları ise milyonlarca kişinin iletişiminin şüphe aranmaksızın taranmasının kitlesel gözetleme riski yarattığını, yapay zekâ sistemlerinin bağlamı anlayamaması nedeniyle masum aile fotoğraflarının dahi yanlış biçimde işaretlenebileceğini belirtiyor.